Kategoriler
Ceza Avukatı Genel

Hayasızca Hareketler Suçu TCK 225

Madde 225 – (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Genel Bilgi

Bu suçun diğer bir ismi teşhircilik suçudur. teşhircilik suçu, kişinin  açık bir şekilde  cinsel ilişkide bulunması veya teşhircilik yapması ile oluşur. Bu nedenle, pratikte bu suçun bir diğer ismi de alenen cinsel ilişkide bulunma suçu olarak adlandırılmaktadır. 

Hayasızca hareketler suçu, “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir.

Suç ile Korunan Hukuki Değer

Toplumsal ahlak ve utanma duygusudur.

Nitekim kanun koyucu maddenin gerekçesinde “madde metninde, toplumun sahip bulunduğu ortak edep (ar ve haya) duygularının, edep törelerinin ihlâli, incitilmesi ve her ne suretle olursa olsun edep ve ahlâk temizliğine alenen saldırı niteliği taşıyan hareketler, tutum ve davranışlar ve takınılan durumlar suç olarak tanımlanmıştır.” Şeklinde madde ile korunması amaçlanan hukuki değeri açıklamıştır.


Hayasızca Hareketler Suçu, hem teoride hem uygulamada bazı suçlarla karıştırılabilmektedir.

 Dolayısı ile  karıştırılmaması gereken suçların sıralanması yerinde olacaktır.

İlk olarak Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan farklıdır, o suç bu kadar cinsel içerikli değildir, edebi ihlal etmeyen toplumsal kurallara aykırılık söz konusudur.
Madde 123 – (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. (Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma)

Bir diğer karıştırılabilecek suç ise cinsel taciz suçu ile ilişkisidir. Zira Hayâsızca hareketler belli bir kişiyi hedef alarak yapılırsa cinsel taciz suçu oluşur.

Maddî Unsur:

1-Fiil: 
Alenen, açıkça, cinsel arzuların tatminine yönelik olan, ahlaka, terbiye ve nezaket kurallarına aykırı, edep duygularını inciten davranışlardır.

a) Alenen cinsel ilişkide bulunma: 

 Cinsel ilişki: İki kişi arasında rızaya dayalı birleşme. Suç fiilinin tamamlanması için birleşmenin tamamlanması gerekmez.
 Aynı cinsler arasında ya da normal-anormal olabilir. Hayvanla ya da şiddet-tehdit kullanılarak gerçekleştirilen ilişkiler bu kapsamdadır.

b) Teşhircilik:

Cinsel nitelikte olan, cinsel organla yapılan ya da cinsel organın dâhil olduğu davranışlardır.

Kişinin cinsel tatmine ulaşabilmek için cinsel organını görmek istemeyen kişilere göstermesi teşhircilik eylemini oluşturmaktadır

Açıkça tuvaleti yapmak, Hayasızca Hareketler suçu kapsamına girmeyip, Kişilerin huzur ve sukununu bozma suçu kapsamında değerlendirilir. Bu doğrultuda 2004 yılında Yargıtay kararı vardır. Alkollü sanığın gece 03.15 sıralarında işlek olmayan yol kenarına sıkışması nedeniyle idrar yapma eyleminde, atılı suçun teşhir ögesinin oluşmadığı gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle TCY.nın 225. maddesi uyarınca hayasızca hareketler suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır

Yine öpüşme Hayasızca Harektler veya Teşhircilik suçunu oluşturmaz. Ama öpüşme yanında başka cinsel içerikli fiiller de varsa suçun oluşabileceğinden bahsedilecektir.

Aleniyet önemli bir unsurdur, gerçekleşmeden suç oluşmaz. Aleniyet şartının oluştuğundan bahsedebilmek için sadece duymak değil gözle de görmek gerekmektedir.
Yerin niteliği, aleniyetin kabulü açısından önemsizdir. Özel bir mahalde de başkalarının algılayabileceği şekilde hayâsızca harekette bulunulabilir.

Fail

Suçu herkes işleyebilir. Herkes bu suçun faili olabilir.

Manevî unsur

m.225’teki bu suç ancak kast ile işlenebilir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir. Bilerek ve isteyerek rıza ile eylemin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.


Kovuşturma ve Soruşturma

Kovuşturma re’sen yürütülür.


Yaptırım

 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Genel ceza hukuku bilgilerimizden yola çıkarak bu suç için tck m.50’nin uygulanabileceğini söylemek mümkün olacaktır.
Teşhircilik veya alenen cinsel ilişkide bulunma suretiyle hayasızca hareketler suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası şartları varsa adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Hayasızca Hareketler Suçunda Görevli Mahkeme

Teşhircilik veya alenen cinsel ilişkide bulunma suretiyle hayasızca hareketler suçu nedeniyle yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Yakın Tarihli Yargıtay Kararı:

T.C YARGITAY 14. Ceza Dairesi

Esas: 2012 / 15101 Karar: 2014 / 9605 Karar Tarihi: 09.09.2014

HAYASIZCA HAREKETLERDE BULUNMA SUÇU – SANIĞIN KAÇARKEN ARKASINI DÖNEREK PANTOLONUNUN FERMUARINDAN ÇIKARDIĞI CİNSEL ORGANINI MAĞDURA GÖSTERDİĞİ – EYLEMİN CİNSEL TACİZ SUÇUNU OLUŞTURDUĞUNUN GÖZETİLMESİ GEREĞİ

Özet: Hırsızlık amacıyla mağdurun ikametinin alt katında bulunan pencere korkuluklarından mağdurun ikametine doğru tırmanan sanığın mağdur tarafından fark edilmesi üzerine kaçarken arkasını dönerek pantolonunun fermuarından çıkardığı cinsel organını mağdura göstermek şeklindeki eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğunun gözetilmesi gerekir.

(5237 S. K. m. 105, 225)

Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenip gereği düşünüldü:

Karar: Mağdurun aşamalardaki samimi anlatımlarına, dosya içeriğine ve kabule göre, hırsızlık amacıyla mağdurun ikametinin alt katında bulunan pencere korkuluklarından mağdurun ikametine doğru tırmanan sanığın mağdur tarafından fark edilmesi üzerine kaçarken arkasını dönerek pantolonunun fermuarından çıkardığı cinsel organını mağdura göstermek şeklindeki eyleminin TCK nın 105/1. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK.nın 225. maddesinde düzenlenen hayasızca hareketlerde bulunma suçundan hüküm kurulması,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09.09.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu

Kategoriler
Ceza Avukatı Genel

İşkence Suçu TCK 94

İŞKENCE SUÇU TCK 94MADDE 94. – (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.KORUNAN HUKUKİ DEĞERTCK m. 94’ün dışında, işkence yasağı Anayasanın 17. maddesinin 3. fıkrasıyla da anayasal güvenceye alınmıştır. Diğer taraftan, Anayasanın 38. maddesinin 5. fıkrasında, kimsenin kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanlarda bulunmaya ve delil göstermeye zorlanamayacağı kuralı yer almaktadır. işkence teşkil eden fiiller, bir yandan bu fiillere maruz kalan kişilerin vücut dokunulmazlığına ve onuruna saldırı niteliği taşımakta, beden ve ruh sağlığını bozmaktayken; diğer taraftan irade serbestîsi ile algılama yeteneğini etkilediği kişinin, duyduğu acı ve elemin etkisiyle gerçek dışı beyanlarda bulunmasına sebebiyet vermektedir.İşkence suçuyla insani değerlerin öncelikli olarak koruma altına alınması amaçlanmaktadır.FAİLİşkence suçunun faili, yalnızca kuvvet kullanma görev ve yetkisine sahip olan kamu görevlileri olabilecektir.MAĞDURTCK’daki düzenlemeye göre, herkes işkence suçunun mağduru olabilir.
Fakat TCK m. 94/2 gereğince, bu suçta belirli kimselerin mağdur olması nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Mağdurun çocuk, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişi veya gebe kadın olması ya da fiilin avukata veya diğer kamu görevlilerine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi durumunda ceza arttırılmaktadırFİİLTCK bakımından işkence suçu iki alt unsurdan oluşmaktadır
a. insan onuruyla bağdaşmayan bir davranışın olması;b. bu davranışın mağdurun
– bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine veya- algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine veya
– aşağılanmasına yol açması gerekmektedir. Bu suç icrai veya ihmali şekilde gerçekleşebilecektir.Kamu görevlisinin mağduru dövmesi, cinsel tacizde bulunması icrai; mağduru aç bırakması, ona depresyon haplarını vermemesi ihmali hareketlere örnek olarak gösterilebilir.Failin ihmali hareketi kasten gerçekleştirmiş olması gerekir. Nitekim gerekçede de, “İşkence suçu, çoğu zaman, amir mevkiindeki kamu görevlilerinin zımni muvafakatiyle gerçekleştirilmektedir. Başka bir deyişle, amir konumundaki kamu görevlisi, kendi gözetim yükümlülüğü altında yürütülmekte olan bir soruşturma işlemi sırasında kişilere işkence yapıldığını öngörmesine rağmen bu konuda gerekli müdahalede bulunmamak suretiyle işkence yapılmasına zımnen rıza göstermiş olabilir. Maddenin beşinci fıkrasına göre; bu gibi durumlarda, amir konumundaki kamu görevlisi, ihmali davranışla işkence suçunu işlemiş kabul edilecek” denilmektedir. Görüldüğü üzere, işkence suçunun ihmali hareketle işlenebilmesi bakımından “failin zımnen rıza göstermesi” gereklilik olarak karşımıza çıkar.TCK m. 94’e göre, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yok açacak davranışları gerçekleştiren kimse .işkence suçunu işlemiş olacaktırAnayasa Mahkemesi insan onuru kavramını şu şekilde açıklamıştır: “İnsan onuru kavramı insanın ne durumda, hangi şartlar altında bulunursa bulunsun sırf insan oluşunun kazandırdığı değerin tanınmasını ve sayılmasını anlatır. Bu öyle bir davranış çizgisidir ki ondan aşağı düşünce, muamele ona muhatap olan insanı insan olmaktan çıkarır.Vurrma, darbe indirme gibi mağdurun vücuduyla doğrudan temas edildiği durumlarda vücuda acı vermek koşulu genellikle gerçekleşmiş olmaktadır.
Fakat, bir kimsenin rutubetli, pis, böceklerle dolu bir mekanda tutulması gibi, her zaman maddi acı vermemekle birlikte, bedensel yönden sıkıntı yaratan bazı haller de bu kapsamda işkence suçuna meydan verebilecektir.
Bu tür durumlar ruhsal acı içinde de değerlendirilebilir.Yargıtay, bir kaptan diğer kaba su boşaltılarak su arzusunu kamçılamayı, giysileri soyarak, yere yatırıp mağdurun vücuduna buz sürmeyi ve havasız bırakmak için mağdurun kafasına naylon torba geçirmeyi işkence olarak değerlendirmiştir.Yargıtay bazı kararlarında, elbiselerin çıkarılmasını, gözlerin bağlanmasını ve dayak atılmasını aşağılayıcı muamele saymıştırSUÇUN NİTELİKLİ HALLERİa) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MANEVİ UNSURBuna göre işkence suçunun gerçekleşebilmesi için, kamu görevlisinin insan onuruyla
bağdaşmayan, kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına,
algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine yol açacak davranışları gerçekleştirdiğini bilmesi ve istemesi gereklidir.YAPTIRIMBir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu

Kategoriler
Ceza Avukatı Genel

Yalan Tanıklık Suçu TCK 272

Yalan Tanıklık Suçu TCK 272

5237 sayılı TCK’nın 272. maddesine göre (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin göz altına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkumiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkumiyeti halinde, mahkum olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adli veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Korunan Hukuki Yarar

Yalan tanıklık suçu ile korunan hukuki menfaat maddi gerçeğe ulaşılması suretiyle adaletin tecelli etmesindeki toplumsal menfaat ve adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güvendir.Yalan tanıklıkta bulunulması maddi gerçeğin ortaya çıkarılamaması tehlikesine yol açabilir ve dolayısıyla adaletin yanlış gerçekleşmesine sebebiyet verebilir. Bu itibarla, yalan tanıklık suçu ile adliyenin yanlış yola sevk edilerek adli mercilerin yanıltılması önlenmek istenmiş ve bu suretle yargılamanın işleyişinin dürüstlüğü koruma altına alınmıştır.

Fail

Yalan tanıklık suçunun faili, tanık sıfatıyla dinlenen kişidir. Suçun faili olabilmek için tanık sıfatı arandığından, bu suç özgü bir suçtur.Akıl hastaları ve çocukların da, tanıklık ettiği olguları algılama ve bunları aktarabilme yeteneğine sahip oldukları ölçüde tanıklık yapabilmeleri mümkündür.  Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda
olmayanlar, kanuni temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler.
Medeni yargılamada, davaya taraf olmayan herkes tanık olabilir.

Mağdur

Suçun mağduru toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bu suçla esas itibariyle adliyeye ilişkin değerler koruma altına alındığından, gerçeğe aykırı tanıklıktan dolayı toplumu oluşturan herkes mağdur konumundadır.

Suçun Nitelikli Halleri

Suçun mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya
kurul önünde işlenmesi halinde, faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Suçun, adli ya da hukuk davasında yargılamayı gerçekleştiren mahkeme önünde işlenmesi daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hal sayılmıştır.

Fiil

TCK.’nın 272’nci maddesindeki suçta yasaklanan fiil, “gerçeğe aykırı tanıklık yapmak”tır. Gerçeğe aykırı tanıklık, yalan söylemek veya tanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkında bilgiyi bilerek kısmen veya tamamen saklamak, gizlemek, gerçeğe uygun beyanlara gerçeğe aykırı hususlar  tanıklık yapmaktır. Gerçeğe aykırı tanıklığın, tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde yapılması gerekir.
Tanığın, beyanda bulunduğu maddi olguları bilerek ve isteyerek değiştirmesi, çarpıtması, olduğundan farklı göstermesi, gizlemesi bu suçu oluşturur.Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir kararında  “Yalan, gerçeğin kasten değiştirilmesidir. Yanılarak, ihmal edilerek veya bilmeyerek söylenen sözlerle, yalan tanıklık suçu oluşmaz” denilmiştir.
Tanığın usulüne uygun çağrılması yahut tanığın usulüne uygun dinlenilmesi, suçun maddi unsurlarına etki etmez. Ancak suç ve ceza politikası gereği, 273’üncü maddede, tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması, şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebep olarak öngörülmüştür.
Yalan tanıklık suçunun oluşumu için, beyanda bulunulan makamın yemin verdirmeye yetkili olması gerekmemekte, tanık dinlemeye yetkili olması suçun temel şekli bakımından gerekli ve yeterli olmaktadır. Bu doğrultuda, yalan tanıklık suçunun işlenebilmesi için, tanığa yemin verdirilmesi şart olmayıp, tanığın yemin etmiş olması da gerekmez

Manevi Unsur

Yalan tanıklık suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Bu suç doğrudan kast ile işlenebileceği gibi olası kastla da işlenebilir.  Esasında yalan , bir şeyin “kasten” olduğundan farklı gösterilmesi ya da değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’bir kararında “Yalan, gerçeğin kasten değiştirilmesidir. Dikkatsizlik, unutma, başka şeylerle meşgul olma nedeniyle de olayı görememe ve benzeri
durumlarda bir tanığın, tanıklığının diğer tanığın beyanına uymaması, yalan
tanıklık olarak kabul edilemez” şeklinde karar verilmiştir.

Yaptırım

TCK.’nun 272’nci maddesinin 1’inci fıkrasında düzenlenen yalan tanıklık suçunun basit şeklinin yaptırımı, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür. Suçun mahkeme huzurunda işlenmesi ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde işlenmesinin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası (m.272/2); üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapılmasının cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür (m.272/3). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, 1 ila 3’üncü fıkralardan belirtilen ceza yarı oranında artırılır (m.272/4). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen filli işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur (m.272/5). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkumiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkumiyeti halinde, mahkum olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur (m.272/6). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkum olduğu hapis cezasının infazına
başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır (m.272/7). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adli veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (m.272/8).

Soruşturma ve Kovuşturma

Yalan tanıklık suçunun temel şekli ve nitelikli hallerinin takibi re’sen yapılır.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu

Kategoriler
Ceza Avukatı Genel

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu TCK 265

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu TCK 265

Madde 265 – (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Korunan Hukuki Yarar

Bu suç tanımı ile korunması hedeflenen hukuksal yararlarından en önemlisi, kamu idaresi organlarının faaliyetlerini etkin, hızlı ve zararsız bir şekilde yerine getirebilmesidir.
Ayrıca suç tanımının açık ifadesi, kamu görevlilerinin kişi özgürlükleri ve beden bütünlükleri ile sıhhat ve esenliklerinin de korunmasının amaçlandığını göstermektedir.

Fail
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun faili herkes olabilecektir.Failin kamu görevlisinin yaptığı işlemin muhatabı olması zorunlu değildir.

Mağdur
Suçun mağdurunun kamu görevlisi olması gerekir.
Kamu görevlisi, TCK’nın 6/1-c maddesinde “ kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla mağdurun kamu görevlisi olup olmadığının takdiri, somut olayın özellikleri de dikkate alınarak, genel esaslara göre yapılmalı, klasik anlamda bir “devlet memuru” olması aranmamalıdır. Bu kanaatimizce önemli bir husustur.

Fiil
TCK’nın 265/1. maddesinde suçu oluşturan fiil, “Kamu görevlisine karşı, görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanılması” şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla suçu oluşturan bir hareketten söz edebilmek için failin mağdura yönelik cebir ve/veya tehdit eyleminin bulunması gerekir.
Suçun oluşumu için bunlardan birinin varlığı yeterlidir.Hakaret eylemi ile bu suç işlenemez.Yine sadece eşya üzerinde cebir uygulanarak da bu suç işlenemez. Eğer cebir ve/veya tehdit yanında hakaret veya mala zarar verme de söz konusu ise faili bu suçlardan ayrıca cezalandırmak gerekecektir. Görevi yaptırmamak için direnme suçu,Cebir ve/veya tehdit hareketinin varlığı durumunda, bu hareketlerin dış dünyada meydana getirdiği değişiklik dışında ayrıca bir neticenin oluşması ve bu itibarla nedensellik bağının araştırılmasına gerek yoktur. Cebir tabirinden fiziki kuvvet uygulama anlaşılmaktadır.Nitekim Yargıtay, sair tehdit (m. 106/1’in 2. cümlesi) olarak nitelendirilen “Seni sürdürürüm.”, “Sana göstereceğim.” gibi ifadelerin suçu oluşturacağını kabul etmiştir. Yargıtay’ın seni sürdürürüm ifadesine ilişkin içtihadının değiştiği söylenebilir. Yakın tarihli bazı Yargıtay kararlarında, failin kamu görevlilerine “Sizi sürdürürüm.” şeklinde sözler sarf etmesinin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturmayacağı, çünkü failin memurların görev yerlerini değiştirme yetkisinin bulunmadığı, ifade edilmiştir. Bununla birlikte failin tehdit sözünün şartla tehdit şeklinde olması yani “Eğer bu görevi yaparsan gelecekte seni ciddi bir zarara uğratacağım.” anlamını taşıması durumunda, görevi yaptırmamak için direnme suçu oluşacaktır.

Ağırlatıcı Sebepler

-Yargı Görevini Yapan Kişilere Karşı İşlenmesi-Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi-Silâhla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi şeklinde sıralanabilecektir.

Manevi unsur

Görevi yaptırmamak için direnme suçu kasten işlenebilen bir suçtur.
Suçun oluşumu için failin suçun tanımındaki unsurları bilerek eylemini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Dolayısı ile fail, mağdurun kamu görevlisi olduğunun, bir kamu görevini yürüttüğünün, ayrıca kullandığı cebir veya tehditin farkında ve bilincinde olmalıdır. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Yaptırım

Suçun temel hali için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Suçun yargı görevini yapan kişiye karşı işlenmesi durumunda temel ceza doğrudan TCK m. 265/2’ye göre belirlenmelidir.. Bu durumda ceza iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır.

Kovuşturma ve Soruşturma

Görevi yaptırmamak için direnme suçu, resen soruşturulur.  Temel kural olarak soruşturulması bir izne tabi değildir. Fakat fail bir kamu görevlisiyse ve fiili göreviyle bağlantılı olarak gerçekleştirmişse 4483 sayılı yasa gereği ön inceleme yaptırılması ve soruşturma izni alınması gündeme gelebilecektir. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu