Kategoriler
Ceza Avukatı Genel

İşkence Suçu TCK 94

İŞKENCE SUÇU TCK 94MADDE 94. – (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.KORUNAN HUKUKİ DEĞERTCK m. 94’ün dışında, işkence yasağı Anayasanın 17. maddesinin 3. fıkrasıyla da anayasal güvenceye alınmıştır. Diğer taraftan, Anayasanın 38. maddesinin 5. fıkrasında, kimsenin kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanlarda bulunmaya ve delil göstermeye zorlanamayacağı kuralı yer almaktadır. işkence teşkil eden fiiller, bir yandan bu fiillere maruz kalan kişilerin vücut dokunulmazlığına ve onuruna saldırı niteliği taşımakta, beden ve ruh sağlığını bozmaktayken; diğer taraftan irade serbestîsi ile algılama yeteneğini etkilediği kişinin, duyduğu acı ve elemin etkisiyle gerçek dışı beyanlarda bulunmasına sebebiyet vermektedir.İşkence suçuyla insani değerlerin öncelikli olarak koruma altına alınması amaçlanmaktadır.FAİLİşkence suçunun faili, yalnızca kuvvet kullanma görev ve yetkisine sahip olan kamu görevlileri olabilecektir.MAĞDURTCK’daki düzenlemeye göre, herkes işkence suçunun mağduru olabilir.
Fakat TCK m. 94/2 gereğince, bu suçta belirli kimselerin mağdur olması nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Mağdurun çocuk, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişi veya gebe kadın olması ya da fiilin avukata veya diğer kamu görevlilerine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi durumunda ceza arttırılmaktadırFİİLTCK bakımından işkence suçu iki alt unsurdan oluşmaktadır
a. insan onuruyla bağdaşmayan bir davranışın olması;b. bu davranışın mağdurun
– bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine veya- algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine veya
– aşağılanmasına yol açması gerekmektedir. Bu suç icrai veya ihmali şekilde gerçekleşebilecektir.Kamu görevlisinin mağduru dövmesi, cinsel tacizde bulunması icrai; mağduru aç bırakması, ona depresyon haplarını vermemesi ihmali hareketlere örnek olarak gösterilebilir.Failin ihmali hareketi kasten gerçekleştirmiş olması gerekir. Nitekim gerekçede de, “İşkence suçu, çoğu zaman, amir mevkiindeki kamu görevlilerinin zımni muvafakatiyle gerçekleştirilmektedir. Başka bir deyişle, amir konumundaki kamu görevlisi, kendi gözetim yükümlülüğü altında yürütülmekte olan bir soruşturma işlemi sırasında kişilere işkence yapıldığını öngörmesine rağmen bu konuda gerekli müdahalede bulunmamak suretiyle işkence yapılmasına zımnen rıza göstermiş olabilir. Maddenin beşinci fıkrasına göre; bu gibi durumlarda, amir konumundaki kamu görevlisi, ihmali davranışla işkence suçunu işlemiş kabul edilecek” denilmektedir. Görüldüğü üzere, işkence suçunun ihmali hareketle işlenebilmesi bakımından “failin zımnen rıza göstermesi” gereklilik olarak karşımıza çıkar.TCK m. 94’e göre, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yok açacak davranışları gerçekleştiren kimse .işkence suçunu işlemiş olacaktırAnayasa Mahkemesi insan onuru kavramını şu şekilde açıklamıştır: “İnsan onuru kavramı insanın ne durumda, hangi şartlar altında bulunursa bulunsun sırf insan oluşunun kazandırdığı değerin tanınmasını ve sayılmasını anlatır. Bu öyle bir davranış çizgisidir ki ondan aşağı düşünce, muamele ona muhatap olan insanı insan olmaktan çıkarır.Vurrma, darbe indirme gibi mağdurun vücuduyla doğrudan temas edildiği durumlarda vücuda acı vermek koşulu genellikle gerçekleşmiş olmaktadır.
Fakat, bir kimsenin rutubetli, pis, böceklerle dolu bir mekanda tutulması gibi, her zaman maddi acı vermemekle birlikte, bedensel yönden sıkıntı yaratan bazı haller de bu kapsamda işkence suçuna meydan verebilecektir.
Bu tür durumlar ruhsal acı içinde de değerlendirilebilir.Yargıtay, bir kaptan diğer kaba su boşaltılarak su arzusunu kamçılamayı, giysileri soyarak, yere yatırıp mağdurun vücuduna buz sürmeyi ve havasız bırakmak için mağdurun kafasına naylon torba geçirmeyi işkence olarak değerlendirmiştir.Yargıtay bazı kararlarında, elbiselerin çıkarılmasını, gözlerin bağlanmasını ve dayak atılmasını aşağılayıcı muamele saymıştırSUÇUN NİTELİKLİ HALLERİa) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MANEVİ UNSURBuna göre işkence suçunun gerçekleşebilmesi için, kamu görevlisinin insan onuruyla
bağdaşmayan, kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına,
algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine yol açacak davranışları gerçekleştirdiğini bilmesi ve istemesi gereklidir.YAPTIRIMBir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu

Kategoriler
Ceza Avukatı Genel

Yalan Tanıklık Suçu TCK 272

Yalan Tanıklık Suçu TCK 272

5237 sayılı TCK’nın 272. maddesine göre (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin göz altına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.
(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkumiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkumiyeti halinde, mahkum olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.
(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.
(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adli veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Korunan Hukuki Yarar

Yalan tanıklık suçu ile korunan hukuki menfaat maddi gerçeğe ulaşılması suretiyle adaletin tecelli etmesindeki toplumsal menfaat ve adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güvendir.Yalan tanıklıkta bulunulması maddi gerçeğin ortaya çıkarılamaması tehlikesine yol açabilir ve dolayısıyla adaletin yanlış gerçekleşmesine sebebiyet verebilir. Bu itibarla, yalan tanıklık suçu ile adliyenin yanlış yola sevk edilerek adli mercilerin yanıltılması önlenmek istenmiş ve bu suretle yargılamanın işleyişinin dürüstlüğü koruma altına alınmıştır.

Fail

Yalan tanıklık suçunun faili, tanık sıfatıyla dinlenen kişidir. Suçun faili olabilmek için tanık sıfatı arandığından, bu suç özgü bir suçtur.Akıl hastaları ve çocukların da, tanıklık ettiği olguları algılama ve bunları aktarabilme yeteneğine sahip oldukları ölçüde tanıklık yapabilmeleri mümkündür.  Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda
olmayanlar, kanuni temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler.
Medeni yargılamada, davaya taraf olmayan herkes tanık olabilir.

Mağdur

Suçun mağduru toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bu suçla esas itibariyle adliyeye ilişkin değerler koruma altına alındığından, gerçeğe aykırı tanıklıktan dolayı toplumu oluşturan herkes mağdur konumundadır.

Suçun Nitelikli Halleri

Suçun mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya
kurul önünde işlenmesi halinde, faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Suçun, adli ya da hukuk davasında yargılamayı gerçekleştiren mahkeme önünde işlenmesi daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hal sayılmıştır.

Fiil

TCK.’nın 272’nci maddesindeki suçta yasaklanan fiil, “gerçeğe aykırı tanıklık yapmak”tır. Gerçeğe aykırı tanıklık, yalan söylemek veya tanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkında bilgiyi bilerek kısmen veya tamamen saklamak, gizlemek, gerçeğe uygun beyanlara gerçeğe aykırı hususlar  tanıklık yapmaktır. Gerçeğe aykırı tanıklığın, tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde yapılması gerekir.
Tanığın, beyanda bulunduğu maddi olguları bilerek ve isteyerek değiştirmesi, çarpıtması, olduğundan farklı göstermesi, gizlemesi bu suçu oluşturur.Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir kararında  “Yalan, gerçeğin kasten değiştirilmesidir. Yanılarak, ihmal edilerek veya bilmeyerek söylenen sözlerle, yalan tanıklık suçu oluşmaz” denilmiştir.
Tanığın usulüne uygun çağrılması yahut tanığın usulüne uygun dinlenilmesi, suçun maddi unsurlarına etki etmez. Ancak suç ve ceza politikası gereği, 273’üncü maddede, tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması, şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebep olarak öngörülmüştür.
Yalan tanıklık suçunun oluşumu için, beyanda bulunulan makamın yemin verdirmeye yetkili olması gerekmemekte, tanık dinlemeye yetkili olması suçun temel şekli bakımından gerekli ve yeterli olmaktadır. Bu doğrultuda, yalan tanıklık suçunun işlenebilmesi için, tanığa yemin verdirilmesi şart olmayıp, tanığın yemin etmiş olması da gerekmez

Manevi Unsur

Yalan tanıklık suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Bu suç doğrudan kast ile işlenebileceği gibi olası kastla da işlenebilir.  Esasında yalan , bir şeyin “kasten” olduğundan farklı gösterilmesi ya da değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’bir kararında “Yalan, gerçeğin kasten değiştirilmesidir. Dikkatsizlik, unutma, başka şeylerle meşgul olma nedeniyle de olayı görememe ve benzeri
durumlarda bir tanığın, tanıklığının diğer tanığın beyanına uymaması, yalan
tanıklık olarak kabul edilemez” şeklinde karar verilmiştir.

Yaptırım

TCK.’nun 272’nci maddesinin 1’inci fıkrasında düzenlenen yalan tanıklık suçunun basit şeklinin yaptırımı, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür. Suçun mahkeme huzurunda işlenmesi ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde işlenmesinin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası (m.272/2); üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapılmasının cezası iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür (m.272/3). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, 1 ila 3’üncü fıkralardan belirtilen ceza yarı oranında artırılır (m.272/4). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen filli işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur (m.272/5). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkumiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkumiyeti halinde, mahkum olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur (m.272/6). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkum olduğu hapis cezasının infazına
başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır (m.272/7). Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adli veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (m.272/8).

Soruşturma ve Kovuşturma

Yalan tanıklık suçunun temel şekli ve nitelikli hallerinin takibi re’sen yapılır.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu

Kategoriler
Ceza Avukatı

İntihara Yönlendirme Suçu TCK 84

İntihara Yönlendirme  – TCK 84
TCK madde 84 şu şekildedir:
(1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.

Korunan Hukuki Değer

İntihara yönlendirme suçu ile korunan hukuki değer hayat varlığı, yaşamın
muhafazasındaki devlete ait menfaattir.
Ayrıca , suçu tanımlayan normla insan hayatı şeklindeki varlığın muhafazasındaki menfaat, bu suçun hukuki konusudur.

Fail ve Mağdur

Hükümde suçların faili olmak bakımından bir özellik aranmadığından, intihara yönlendirme suçlarının faili herkes olabilir.
İntihara yönlendirme suçlarından, TCK’nın 84/1-2 fıkralarında düzenlenen intihara ikna veya yardım etme suçunun mağduru; intihara yönelme fiilinin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği bulunan, kendisine karşı cebir ya da tehdit kullanılmaksızın, intihara azmettirilerek, teşvik edilerek, intihar kararı kuvvetlendirilerek veya intiharına yardım edilerek intihar eden ya da intihara teşebbüs eden kişidir. Maddenin 3. fıkrasındaki intihara alenen teşvik suçunun da mağduru benzer bir şekilde, intihara yönelme fiilinin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği bulunan, cebir veya tehdit altında bulunmayan gayrı muayyen sayıdaki kişiler olmakla beraber daha sonra açıklanacağı üzere, intihara teşvik edilen kişilerin intihar etmeleri ya da en azından intihara teşebbüs etmeleri aranmamaktadır. TCK’nın 84/4. maddesinde hükme bağlanan, intihara sevk veya mecbur etme suçunun mağduru ise, işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan ya da kendisine karşı kullanılan cebir veya tehdit nedeniyle intihar eden ya da intihara teşebbüs eden kişidir.
Bir başka deyişle madde 84/4’teki suçun mağduru isnat yeteneği olmayan ya da isnat yeteneğinden mahrum kılınan veya kendisine cebir ya da tehdit yöneltilen bir kişi olabilir.

Fiil

İntihara ikna veya yardım etme suçunun maddi unsuru, başkasını intihara azmettirmek, teşvik etmek, başkasının intihar kararını kuvvetlendirmek veya başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etmektir.Suç, TCK’nın 84/1. maddesindeki bu hareketlerden herhangi birinin yapılması suretiyle işlenebilir. Bu  maddede sayılı hareketlerden bir tanesinin yapılması suçla ilgili maddi unsurun gerçekleşmesi için gerekli ve yeterlidir.

Manevi Unsur

İntihara ikna veya yardım suçunun kastla işlenir.  Bu suç taksirle işlenemez. Bu suçta kast, failin başkasını intihara azmettirmek, teşvik etmek veya başkasının intiharına
yardım etmek bilinç ve iradesine sahip olmasıdır.
Failin; nefret, intikam, zalimlik, batıl inanç, miras almak ya da kişiyi hastalığından, rahatsızlığından kurtarmak motivasyonu ya da amacı, önemsizdir.

Yaptırım

İntihara yönlendirme suçlarından, TCK’nın 84. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Mağdurun intihar etmesi durumunda, fail dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Madde 84/3’te hükme bağlanan intihara alenen teşvik suçu için ise, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Son olarak, maddenin 4. fıkrasında yer alan intihara sevk veya mecbur etme suçu bakımından kasten öldürme suçunun karşılığı olan cezaya bakmak gerekecektir. Bu durumda fail madde 81 ve 82 uyarınca müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu

Kategoriler
Genel

İnsan Ticareti Suçu TCK 80

İNSAN TİCARETİ SUÇU (TCK 80)5237 sayılı Türk Ceza Kanunun İnsan ticareti başlıklı 80. maddesinde; ‘‘(1) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası verilir. (2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir. (3) On sekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir. (4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.’’ şeklinde düzenlenmiştirDüzenlemenin gerekçesi Palermo Protokolü’ne doğrudan atıf yapmış ve protokole bağlı kaldığını belirtmiştir.Türkiye, 12 Aralık 2000 tarihinde Palermo‟da imzaya açılan “Sınır Aşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi‟ne Ek İnsan Ticaretinin, Özellikle Kadınların ve Çocukların Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına ilişkin Protokol‟‟ü 13 Aralık 2000 tarihinde imzalamıştır.  Bununla birlikte bu yeni düzenlemede tüzel kişilerinde cezai sorumluluğu öngörülmüş ve cezai sorumluluğun kapsamı genişletilmiştir. Ülkemizde İnsan Ticaretine İlişkin Türk Ceza Kanunu ile birlikte Diğer Düzenlemeler Şunlardır:a) T.C Anayasası‟nın 17 ve 18. maddeleri
b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‟nun 80. maddesi
c) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 135, 140, 202 ve 234. maddeleri
d) 4817 sayılı „„Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun‟‟a dayanılarak
çıkarılan „„Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama
Yönetmeliği‟‟nin 7 ve 13. maddeleri
e) 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu‟nun 16. maddesi,
f) 4925 sayılı Kara Yolları Kanunu‟na dayanılarak çıkarılan „Kara Taşıma
Yönetmeliği‟nin 12. maddesi,
g) 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu‟nun 22, 48, 49, 55, 108 ve
123. maddeleri
h) 5682 sayılı Pasaport Kanunu
i) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
j) 492 sayılı Harçlar Kanunu‟nun 88. maddesi

Kavram Olarak İnsan Ticareti

“İnsan ticareti”, kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması demektir.. İstismar, asgari biçimde, başkalarının fuhuş yapmasının kullanılmasını veya cinsel istismarın başka biçimlerini, ya da zorla çalıştırmayı veya hizmet ettirmeyi, esareti veya esaret benzeri uygulamaları,organlarının çalınmasını ifade eder.

Korunan Hukuki Değer

Evrensel bir değer olan insan onurudur.

Fail

Bu suçun faili herkes olabilir. İnsan ticareti suçu açısından failde bulunması gereken herhangi bir özel şart yoktur.
Madde uyarınca faili değerlendirmek gerekirse fail, insan ticaretine konu olan kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, başka bir yere götüren, sevk eden, barındıran kimsedir.

Mağdur

Mağdur; “zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla; tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfûzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek suretiyle, tedarik edilen, ülkeye sokulan veya ülke dışına çıkarılan, kaçırılan, bir yerden başka bir yere götürülen, sevk edilen veya barındırılan herhangi bir kimse”dir.

Suçun Maddi Konusu

Suçun maddi konusu ile mağdur birbirinden farklı kavramlar olmakla birlikte, insan ticareti,suçunda özellik taşıyan bir husustur. Çünkü insan ticaretinde, fiil doğrudan mağdurun maddi ve manevi varlığı üzerinde gerçekleşmektedir. Fiilin, bireyi nesne haline getirmesi, bir eşya veya mal gibi alınır satılır, nakledilir, sevk edilir kılması sebebiyle, suçun mağduru aynı zamanda maddi konuyu da teşkil etmektedir. Dolayısıyla “canlı herhangi bir insan” insan ticareti suçunun maddi konusu olabilir. Ancak canlı olmayan bedenin nakli insan ticaretine sebebiyet vermez. Örnek vermek gerekirse ölmüş bir kimsenin cesedinin, vücut organlarının alınması maksadıyla nakledilmesi halinde insan ticareti suçu oluşmaz.

Fiil

TCK’nın 80’inci maddesinin 1’inci fıkrasında insan ticareti suçunun maddi unsurunu oluşturan hareketler; “kişileri ülkeye sokmak, ülke dışına çıkarmak, tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek, sevk etmek, barındırmak” şeklinde gösterilmiştir. Ancak suçun gerçekleşmesi bu fiillerden önce, mağdurun iradesini etkileyen bir takım araç hareketlerin gerçekleştirilmesine veyahut mağdurun zor durumundan istifade edilmesine bağlıdır. Burada  iradeyi ortadan kaldıran ve böylece  suçun işlenmesine imkân sağlayan araç fiiller; “tehdit, baskı, cebir veya şiddet, nüfûzu kötüye kullanmak, kandırmak, kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanmak” tır.Burada ifade edilmesi gereken önemli bir nokta, mağdurun on sekiz yaşını doldurmamış olması halinde, araç fiillerden hiçbirisi yapılmamış olsa da suç gerçekleşecektir.

Manevi Unsur

İnsan ticareti suçunun kasten işlenebilir.  Fail bilerek ve isteyerek madde metninde belirtilen hareketleri gerçekleştirmelidir. Bu suçun taksirle işlenebilmesi mümkün değildir.

Yaptırım

Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası verilir.

Soruşturma ve Kovuşturma

İnsan ticareti suçu re’sen soruşturulan bir suçtur. Suçtan zarar görenin şikâyeti aranmaz.
İnsan ticareti suçu hakkında; evrensellik prensibinin bir gereği olarak nerede işlenmiş olursa olsun, failin Türk vatandaşı ya da yabancı olup olmamasına bakılmaksızın, yabancı ülkede mahkûmiyet veyahut beraat kararı verilmiş olsa da Adalet Bakanı’nın talebi üzerine Türkiye’de Türk kanunlarına göre yargılama yapılır.İnsan ticareti suçunda  görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

Avukat Ozan Kayahan

Kayahan Hukuk Bürosu